Hizmet Standartlarımız

İçinde bulunduğumuz yüzyıl, sadece bilgi ve teknolojisi alanında değil, aynı zamanda geleneksel devlet yönetimi anlayışında da hızlı bir değişim ve gelişmenin yaşandığı bir çağ olarak kabul edilmektedir. Bu çağda ortaya çıkan yeni toplumsal yapılar, kendilerine özgü kurum ve ilkeleri de beraberinde getirmektedir. Bu yapılar, aynı zamanda klasik bürokratik anlayışın temel kural ve ilkelerinin geçerliliklerini tartışmaya açmaktadır. Toplumsal gereksinimlere yanıt vermek esasına göre oluşturulan kamu yönetiminin, hem tüm dünya ülkelerinde hem de Türkiye’de toplumda yaşanan hızlı değişime ayak uyduramadığı ve bunun sonucu olarak kamu yönetimi tarafından sunulan kamu hizmetlerinin kalitesinin toplumsal talepleri karşılamaktan uzak olduğu görüşü, bilgi toplumunun ortaya koyduğu yeni yaklaşımlarla kabul görmeye başlamıştır (Şahin, 2008). Bilindiği gibi refah devleti anlayışının egemen olduğu dönemde kamu hizmetleri alanında devletin etkin bir egemenliği söz konusudur. Bu durum, kamu hizmetlerini rekabetin gerisinde bırakmış, bunun sonucunda da kamu kesiminin sunduğu hizmetler etkinliğini giderek yitirmiştir. Oysa son yıllarda sunulan hizmetlerde başarı ve kalite bakımından özel sektörle kamu sektörünün karşılaştırılması daha az maliyetle daha kaliteli hizmet sunumu için özel sektör hizmet sunum tekniklerinin kamuya aktarılmasının gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. 1970’li yıllarda yaygınlaşmaya başlayan neo liberal politikalar özelleştirme uygulamaları ve kamu harcamalarının kısılması ile kamu yönetiminin küçülmesini gündeme getirmiştir. Yerel yönetimler de birer kamu yönetimi birimi olarak bu gelişmelerden etkilenmiştir. Kamu Yönetimi Reformunun önemli bir ayağını da yerel yönetimler reformu oluşturmaktadır.